Menü
  • Anasayfa
  • Foto Galeri
  • Etkinlikler
  • Haberler
  • Gazilerimiz
  • Hakkimizda
  • iletisim
  • Gazi Hakları
  • Gazi Kıyafeti
  • Tarihimiz
  • Gazi Atatürk
  • Gazi Tanımı
  • Balıkesir Şehitlikler
  • Gaziler Günü
  • Kıbrıs Barış Harekatı
  • Yönetim Kurulu
  • Yönetim


  •     
    Kıbrıs Barış Harekatı

    Giris:

    9282 kilometre kare yüz ölçümü ile Akdeniz’in en büyük adasi olan Kibris adasi Türkiye’ye 65, Yunanistan’a 965 km. uzakliktadir. Dünya olusumunun üçüncü zamaninda Anadolu ile bitisik olan ada, dördüncü zamanda, Iskenderun bölgesinden koparak uzaklasmistir. Adanin jeolojik yapisi ile bitki örtüsü Iskenderun bölgesi ile benzerlik gösterir.

    Kibris adasinin kuzeyinde dogu-bati istikametinde uzanan Besparmak Daglari yer alir. Sarp ve yalçin kayalardan olusan Besparmak Daglari’nin belli geçis yerlerinin disinda asilmasi zordur. Besparmak Daglari’nin güneyinde, Magaso’dan Güzelyurt’a kadar Meserya ovasi uzanir. Adanin güneyinde Trodos Dagi yeralir. Kibris yer yüzünde bakir madeninin ilk islendigi yerdir. Bu nedenle Kibris’in adi bakirla ilgilidir. ( bakir; Latince cuprum, Ingilizce copper)

    Kibris adasi, jeopolitik açidan Akdeniz’de çok öneme haiz bir konumdadir. Türkiye’ye yakinligi, Iskenderun ve Mersin Körfezlerini kontrol etmesi, Akdeniz’in dogusundaki deniz ulasimi, Israil ve Suriye’nin liman ve sahillerinin güvenligi, Türk bogazlari ve Süveys Kanali’nin emniyeti, Ortadogu petrolleri ile petrol nakliyati Kibris adasinin önemini artirmaktadir. Kibris adasi bu konumu ile; Dogu Akdeniz’de bir uçak gemisi, füzeler için bir rampa, Anadolu’yu güneyden istila için bir atlama tasidir. Yunan adalari ile Ege bölgesi Anadolu’nun güneyinden de kusatilmasini tamamlayabilecek önemli bir bölgedir. Türkiye’nin güvenligi için Kibris yüksek bir deger ifade eder.

    Kibris’in, stratejik önemini sadece geçmisin sartlari içinde degil gelecegin hizla degisen sartlari içinde gören büyük asker, en büyük komutan ve devlet adami Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Antalya bölgesinde yapilan bir askeri tatbikatta subaylara; “Türkiye’nin yeniden isgal edildigini ve Türk kuvvetlerinin sadece bu bölgede mukavemet ettigini farz edelim. Ikmal yollarimiz ve imkanlarimiz nelerdir?” sorusunu yöneltmistir. Subaylarin görüs ve düsüncelerini dinleyen ATATÜRK, haritada Kibris adasini isaret ederek: “Efendiler, Kibris düsman elinde bulundugu sürece, bölgenin ikmal yollari tikanmistir. Kibris’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için mühimdir” demek suretiyle Kibris’in Türkiye için tasidigi stratejik önemini ortaya koymustur.

    Kibris jeopolitik önemi nedeni ile, tarih boyunca çesitli kavimlerin istilasina ugramistir. Kibris, M.Ö. 1450 yilindan itibaren; Misirlilar, Hititler, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Büyük Iskender (Ptoleme Egemenligi), Romalilar, Bizanslilar, Araplar, Haçlilar (Aslan Yürekli Richard), Venedikliler ve Osmanlilar idaresinde kalmistir. 300 yil Osmanli hakimiyetinde kalan Kibris; 1877-78 Osmanli-Rus Harbi’nde Osmanlilari destekleme karsiliginda 1878’de Ingiltere’ye geçici olarak birakilmistir. Ingiltere, I. Dünya Savasi’nin basinda, Kibris’i bir oldu-bittiye getirerek ilhak ettigini açiklamistir.

    Kibris Ingiltere’nin idaresi altinda iken, Kibris kilisesi, adayi Yunanistan’a baglamayi amaçlayan Enosis (birlesme) çabasini yogunlastirdi. . Enosis hayali Kibris sorununun temelini teskil eder. Enosis’i gerçeklestirmek için 1955’te EOKA adinda bir terör örgütü kuruldu. Bu örgüt Ingilizlere ve Türklere karsi silahli siddet hareketlerine basladi. Buna karsilik Türk tarafinda TMT(Türk Mukavemet Teskilati) kurularak EOKA ile mücadeleye baslandi.

    Kibris, Londra ve Zürih Garanti ve Ittifak Antlasmalariyla 1960 yilinda bagimsiz bir devlet olarak ortaya çikti. Bu antlasmaya göre; hükümetin ve icra unsurlarin %70’i Rum, %30’u Türklerden teskil edilecek, Bakanlar Kurulu 7 Rum, 3 Türk’ten olusacakti. Bir papaz olan Makarios (asil adi:Mihail Hristodolu Muskos) Cumhurbaskani, Dr. Fazil Küçük de Cumhurbaskani Yardimcisi oldu. Garanti Antlasmalari ile, Türkiye, Yunanistan ve Ingiltere garantör devlet oldular. Ingiltere, iki askeri üs(Agratur-Dikelya) elde etti. Adada Türkiye 650, Yunanistan ise 950 kisilik kuvvet bulundurabilecekti. Garanti antlasmasina göre, Makarios Türklere verilen haklari çok görerek Türkleri tamamen yok etmeye kalkti.

    Yunanistan adaya gizlice çok sayida asker çikardi. Kibrisli Türkleri ortadan kaldirmak ve Enosis’i gerçeklestirmek için hazirlanan, “Akritas Plani”nini uygulamaya koymak üzere EOKA çeteleri ve Yunan askerleri 25 Aralik 1963’de saldiriya geçerek çocuk, kadin, yaslilarda dahil olmak üzere binlerce Türk’ü vahsice katlettiler. Rumlarin Erenköy’e de saldirmalari üzerine, Türk jetleri Kibris üzerinde uyari uçusu yaptilar. Panikleyen Rumlar saldirilarina son vermek zorunda kaldilar. Türkleri katletmek için Kanli Noel olarak tarihe geçen bu vahset karsisinda Batili devletler her zamanki gibi seyirci kaldilar. Rum-Yunan ikilisi bu saldirilariyla; Türklerin esit siyasi haklarina ve ortakligina dayali olarak kurulan “Kibris Cumhuriyeti”ni yikmislar, Bu cumhuriyetin temelini teskil eden Zürih ve Londra antlasmalarini tek tarafli olarak fesh etmisler ve Türkleri Kibris’in yönetiminden dislamislardir. Anadolu’yu isgal eden Yunan Ordusu’nda da görev alan Grivas adindaki eli kanli bir EOKA’ci ile Yunanli subaylarin idaresindeki Rumlar 1967 yilinda bu sefer Geçitkale-Bogaziçi’ne saldirdilar. Türkiye müdahale için hazirlandi. Türkiye’nin müdahalesinden çekinen Yunanistan askerlerini ve katil ruhlu Grivas’i adadan geri çekmek zorunda kaldi.

    Mart 1963 tarihinden itibaren Ada’da göreve baslayan Birlesmis Milletler Baris Gücü, Türkleri Rumlara karsi koruyamamis ve katledilmelerine de seyirci kalmistir. Kibris’ta görev ve sorumluluklarini yerine getiremeyen, barisin saglanmasinda etkinlik gösteremeyen BM. Baris Gücü, Rumlarin etkisine girerek kendisine duyulan güveni tamamen yitirmistir.

    1967 yilinda, Yunanistan’da ihtilal olmus, bir cunta hükümeti kurulmustu. Makarios’un cumhurbaskani seçildikten sonra, Sovyetler Birligi ile siyasi ve askeri isbirligine yönelmesinin, izledigi siyaset ile de Dünya Baglantisizlar hareketinin bir önderi durumuna gelmesinin, adanin bir an önce kendisine baglanip Enosis hayalinin gerçeklesmesini isteyen cuntaci hükümetin hosuna gitmiyordu. Makarios, aldigi dis yardimlarla ekonomik olarak, Baglantisizlar yaninda yer almakla da siyasi açidan kendini yeterli görüp, simdilik, Kibris’in sadece Rumlar tarafindan temsil edilen bagimsiz bir Kibris Cumhuriyeti olmasini istiyordu. Baglantisiz Devletlerin de destegini almisti. Enosis, Makarios için uzun vadede düsünülecek bir konu idi. Türkler ekonomik yönden tamamen çöküp, Kibris’i terk ederlerse, Türkiye’nin müdahale nedeni kalmayacagindan Enosis kendiliginden gerçeklesecekti. Acele edip Türkiye’nin tepkisini çekmeye gerek yoktu. Bu durum, Enosis’i bir an önce hayata geçirmek isteyen Yunan hükümetinin hosuna gitmiyordu. Yunan hükümetine göre; Ada’daki Türk halkina karsi siyasi ve askeri üstünlük saglandigi halde Enosis’in bir türlü hayata geçirilememesinden Makarios sorumluydu. Bu nedenlerle Makarios ile Yunan hükümetinin arasi açilmisti. Sonuçta, 15 Temmuz 1974’de, Yunan hükümeti tarafindan desteklenen, Yunanli subaylarin yönetimindeki Rum Milli Muhafiz Ordusu(RMM) ile EOKA Kibris’ta darbe yapti. Makarios adadan kaçti. Eli kanli baska bir katil olan Sampson’u cumhurbaskani yaptilar.

    Türkiye, Kibris’ta 15 Temmuz 1974 tarihinde yapilan darbe ilgili olarak diger garantör devlet olan Ingiltere’den Londra ve Zürih garanti antlasmalari geregi, birlikte müdahale edilmesini istemis, fakat Ingiltere Türkiye’nin bu istegini geri çevirmistir. Türkiye bu olup bittiye son vermek için tek basina Kibris’a müdahale etmeye karar vermistir.

    Bu tarihi gelisim içinde Kibris hiçbir zaman Yunan adasi olmamistir. Yunanistan, Yunanli sair Rigos tarafindan ortaya atilan, Megalo idea (büyük ülkü) fikri çerçevesinde, Büyük Yunanistan’i kurma hayali içinde Kibris’i da topraklarina katma gayreti içindedir. Yunanistan’in Megalo idea fikri ile baslangiçtan beri gerçeklestirmek istedigi faaliyetler sunlardir.

    - Yunanistan’in bagimsizliginin saglanmasi,

    - Bati Trakya ve Selanik’in Yunanistan’a ilhaki,

    - Ege adalarini Yunanistan’a ilhaki,

    - Oniki Adalarin Yunanistan’a ilhaki,

    - Girit adasini Yunanistan’a ilhaki,

    - Bati Anadolu’nun Yunanistan’a ilhaki,

    - Pontus Rum devletinin kurulmasi,

    - Kibris adsinin Yunanistan’a ilhaki,

    - Imroz ve Bozcaada’nin Yunanistan’a ilhaki,

    - Istanbul’un Türkler’den geri alinarak Bizans Imparatorlugunu yeniden kurmak. Böylece Megalo Idea’yi gerçekleslesecekti.

    KIBRIS’TA 20 TEMMUZ 1974 ÖNCESI ASKERI DURUM:

    Rum kuvvetleri:

    Kibris Rum Kuvvetleri; Rum Milli Muhafiz(RMM) ordusu, Rum Polis teskilati ve Yunan Alayindan ibarettir. Ayrica, seferde teskil edilen Home Guard (HG) taburlari ile RMM ordusu takviye edilmektedir. Rum ordusu Yunanli subaylar tarafindan egitilmekte ve yönetilmektedir. Seferde Rum ordusunun mevcudu 40.000’ne çikabilmektedir. Bu birliklerin yani sira, Makarios’a bagli 4000 kisilik “Epikourik” (Taktik Yardim Ihtiyat) kuvveti vardi.

    Türk Silahli Kuvvetleri:

    Kibris Baris Harekati’na 6 nci Kolordu Komutanligi emrinde; 28 nci Motorlu Piyade Tümeni, 39 ncu Piyade Tümeni, Hava Indirme ve Komando Tugaylari, Gösteri Tatbikat Alayi, Amfibi Deniz Piyade Alayi, Jandarma Komando Taburlari, Bayraktarlik emrindeki Mücahit Birlikleri, 650 kisilik Kibris Türk Alayi ile idari ve lojistik destek birlikleri katilmistir. Harekat üç safha olarak planlanmisti. Birinci safhada hava ve kiyi basinin tesisi ve elde bulundurulmasi, ikinci safhada çikan ve indirilen birliklerin birlesmesi, üçüncü safhada da harekat alaninin genisletilmesi.



    20 TEMMUZ 1974 - BIRINCI KIBRIS BARIS HAREKATI

    20 Temmuz 1974 sabahi, Türk uçaklarinin bombardimanindan sonra, saat 06.15 den itibaren, hava indirme ve uçarbirlik harekati ile Hava Indirme ve Komando Tugaylari Gönyeli ve Kirni bölgelerine indirilmeye baslanmis, Mersin’den Ertugrul gemisi ve 33 çikarma gemisi ile donanmanin korumasi altinda hareket eden Çakmak Özel Kuvveti de komanda birliklerimizle es zamanli olarak Girne’nin batisinda dar ve sig bir plaj olan Pladini (Karaoglanoglu) plajina, uçaklarimizin ve deniz topçusunun desteginde çikmaya baslamisdi.

    SAT komandolarinin çikarma plajinin çikarmaya müsait oldugunu bildirmeleri üzerine, birinci dalga olarak plaja ilk çikan Amfibi Deniz Piyade Alayi süratle ilerleyerek Girne - Karava - Geçitköy (Panagra Bogazi) ana asfalt yoluna ulasmisti. Çakmak Özel Kuvveti’nin diger unsurlari saat 12.00’de plaja çikarak kiyi basini genisletmeye baslamislardi.

    Gönyeli ovasina parasütle atlayan Hava Indirme Tugayi, bir taburu ile Kibris Türk Alayi’nin bati yanini korurken, geri kalani ile Dikomo (Dikmen) bölgesini ve Rum Bozdagi’ni ele geçirmek üzere taarruza baslamisti. Kirni bölgesine helikopterle inen Komando Tugayi duvar gibi dik dag yamacini tirmanarak St.Hilarion ve Beyaz Ev bölgesine ulasmis, bir taburu ile St. Hilarion - Dogru Yol istikametinde, diger taburu ile Beyaz Ev- Zeytinlik- Girne istikametinde taarruz ederek kiyi basi ile birlesmeye hazirlaniyordu.

    Donanma, sahil bombardimani yaparak sahile çikan birliklerimize topçu destegi saglarken, 2 nci Taktik Hava kuvvetlerine bagli savas uçaklari düsmanin ada genelinde askeri hedeflerine taarruz ederek tecrit ve yakin hava destegi görevlerini yerine getiriyorlardi.

    20 Temmuz’da Rumlar büyük bir baskina ugramislardi. Rumlar, Türk Ordusu’nun 1964 ve 1967’de oldugu gibi adaya müdahaleye cesaret edemeyecegi düsüncesinde idiler. Baslangiçta, parasütle atlayan, helikopterle inen ve kiyiya çikan birliklerimize etkili bir sekilde müdahale edemediler. Zamanla toparlanan Rumlar aksam saatlerinden itibaren birliklerimize karsi harekata basladilar.

    20/21 Temmuz gecesi Türk ve Rum kuvvetleri arasinda çok çetin çatismalar yasandi. Rumlarin Ortaköy, Gönyeli ve Bogaz Bölgelerini ele geçirerek; Girne- Lefkosa irtibatini kesmek ve bu suretle; çikarma yapan birliklerimizle, inen birliklerimizin birlesmesini önlemek amaciyla gece boyunca St.Hilarion, Bozdag, Dikmen Tepe, Ortaköy ve Gönyeli ile Göçeri bölgelerinde yaptigi saldirilar kahraman Mehmetçikler tarafindan her defasinda püskürtülmüstü. Kibris’a çikan ve inen Türk birlikleri ele geçirdikleri yerleri, her ne pahasina olursa olsun elde tutmayi basarmislardi. Harekatin ilk günlerinde, birliklerimiz hava desteginin haricinde topçu ve tank desteginden mahrum idi. Buna ragmen Türk askeri Çanakkale’de, Kurtulus Savasi’nda, Kore’de destan yaratan atalarini aratmadilar. Besparmak Daglarinda, Rumlarin gece saldirilarina karsi Komando birliklerimizin ölüm-kalim mücadelesi takdire sayandir.

    Türk birlikleri 21 Temmuz’dan itibaren, Rum kuvvetlerine karsi tamamen üstünlük saglayarak ileri harekatina devam ettiler. 22 Temmuz’da çikarma yapan birliklerimiz ile birlesme saglandi. Harekat dogu ve bati yönünde geliserek Rum hedefleri tek tek ele geçirildi. Girne-Lefkosa yolu tamamen Türk birliklerinin kontrolüne girdi. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin aldigi ates kararini 22 Temmuz 1974 saat 17.00’de kabul edip, uygulamaya koydugunu ilan etmistir. 23 Temmuz’da 29 araçlik bir Rum konvoyu Hava Indirme Taburu tarafindan pusuya düsürülerek imha edildi.

    Bu gelismeler üzerine Yunanistan’da cunta, Kibris’ta da Sampson istifa ettiler. BM Güvenlik Konseyi’nin 20 Temmuz 1974 günü aldigi 353 sayili karara uyarak, üç garantör devlet olan Türkiye, Yunanistan ve Ingiltere; Kibris’ta barisi ve anayasal düzeni yeniden kurmak amaciyla 25 Temmuz’da Cenevre’de görüsmelere basladilar. 30 Temmuz’a kadar devam eden bu görüsmelerde; taraflarin 8 Agustos’ta, Cenevre’de tekrar toplanmalari karari alindi. Bu görüsmeler sonucu yayinlanan “Cenevre Deklarasyon”u ile taraflar; Kibris’ta ayri iki otonom yönetiminin mevcut oldugunu kabul etmisler, Otonom Türk ve Rum toplumlarinin federal bir devlet çatisi altinda bir ortak yönetim kurmalarini beyan etmislerdir.

    Ilan edilen ates-kes’ten sonra, mevcudu 40.000’ni bulan Türk birlikleri oldukça dar bir alana sikismis durumdaydilar. Birliklerin uzun süre bu dar bölgede bekletilmeleri emniyetleri açisindan uygun degildi. Ates-kes ile birlikte Türk birliklerinin ilerleyislerini durdurmalari üzerine adanin her yanindaki binlerce Türk, Rumlar tarafindan kusatilmis, Rumlar Türk köylerindeki savunmasiz çogu çocuk, kadin ve yasli olmak üzere yüzlerce Türk’ü topluca ve vahsice öldürmüstü.



    14 AGUSTOS 1974- IKINCI BARIS HAREKATI

    Ikinci Cenevre Konferansi’nda Yunan ve Rum tarafi zaman kazanmak, dünya kamuoyunu Türkiye aleyhine çevirmek için uzlasmaz bir tutum sergilemeye basladilar. Birinci Cenevre Konferansi’nda alinan kararlari dahi dikkate almadilar. Ikinci Cenevre Konferansi’nin basarisizliga ugramasi üzerine, Türk Silahli Kuvvetleri Ikinci Baris Harekatina basladi. 14 Agustos günü Saat 06.30’dan itibaren 28 ve 39 ncü Tümenler, Magosa ve Bogaz Deniz üssünü ele geçirmek üzere doguya dogru taarruza basladilar. Kibris Türk Kuvvetleri Alayi ile Lefkosa Sancagi ve Komando Tugayi kolordu bölgesinin bati kesimini savunmakla görevlendirilmislerdi. 39 Tümen bölgesindeki Ingiliz Tepe ve Kara Tepe, Rum savunmasinin bel kemigi durumunda idiler. 39 Tümen’in birlikleri saat 11.30’da Ingiliz Tepe ve Kara Tepe’yi ele geçirdiler. 28 Tümen saat 12.00’ye dogru Mia Milia’yi isgal etti. Saat 15.00 civarinda 39.Tümen Degirmenlik’i, 28. Tümen de Timbu hava alanini ele geçirdi. Türk askeri karsisinda çareyi kaçmakta bulan Rumlar maglubiyetin acisini çikarmak için; 14 Agustos’ta Taskent, Terazi, Atlilar, Murataga ve Sandallar köylerinde; savunmasiz, çogu çocuk, kadin ve yasli olmak üzere yüzlerce Türk’ü topluca ve vahsice öldürmüstür. Adanin diger kesimindeki Türklere de insanlik disi, vahsice saldirilar yapilmistir. Birliklerimiz 14 Agustos aksama dogru Pasaköy ve Serdarli’ya girerek soydaslarimizla kucaklastilar.

    15 ve 16 Agustos’ta dogu ve bati istikametlerinde ileri harekatina devam eden birliklerimiz Magosa, Lefkosa ve Lefke hattinin kuzeyindeki bölgeyi tamamen kontrol altina almislardir.

    Sonuç olarak;

    Kibris Baris Harekati ile Kibrisli Türklerin can güvenlikleri saglanmis, Rumlarin Enosis hayali Akdeniz’in karanlik sularina gömülmüstür. Bu savasta; 498 Türk askeri, 70 Kibrisli Mücahit ve 270 Kibris Türk’ü sehit olmustur. Türkiye bu harekati ile kendi güvenligini ve Kibrisli Türklerin güvenligini tehlikeye atacak girisimlere hiçbir zaman seyirci kalmayacagini dünyaya fiilen kanitlamis oluyordu.

    13 Subat 1975 de Kibris Türk Federe Devlet’i, 15 Kasim 1983 de Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi. Kibris’ta Türk ve Rumlar arasinda yapilan tüm görüsmelerde, Rumlarin uzlasmaz tutumlari nedeniyle günümüze kadar bir sonuç alinamamistir. Kibrisla ilgili yürütülen görüsmeleri bu ugurda canlarini ortaya koyan gaziler olarak dikkatle izliyoruz. Topraga düsen sehitlerimizin ve akitilan kanlarin dikkate alinacagini umuyor; ugrunda sehit verdigimiz, kan döktügümüz topraklari da kutsal bir emanet olarak kabul ediyoruz. Savasta kazanilan topragin iadesi kabullenemez.

    Türk silahli Kuvvetleri’nin Kibris’a yaptigi müdahale; sorunun sebebi degil, Rum-Yunan ikilisinin bugüne kadar adada uyguladiklari yanlis ve tahkirkar politikalarin bir sonucudur.

    Yunanistan’in Kibris’i topraklarina katmayi istemesinin asil amaci, Türkiye’nin Dogu Akdeniz’deki hareket serbestisini kisitlamak ve Anadolu Yarimadasi’nin güneyindeki milli güvenlik kusagini daraltip, Türkiye’nin etrafinda bir stratejik kusatma çemberi olusturarak, onu Anadolu’ya hapsetmektir. Türkiye’nin, Yunanistan’in ahdi hukukuna dayali haklarini ve milli menfaatlerini koruyamayacak kadar zayif bir duruma düsürülmesi, O’nun Ortadogu’da, Balkanlar’da ve Ortaasya ile Kafkaslar’da itibarini büyük ölçüde zedeleyecek; bölgesinde bir denge unsuru olma ve caydirma niteligini ortadan kaldiracaktir.

    Kibris’ta “Kendi kaderini tayin etme” (Self-determinasyon) hakki söz konusu oldugunda, Ada’da yasayan Türk halki, BM Anayasa’sinin 73 ncü maddesi esaslari çerçevesinde en az Rumlar kadar kendi kaderini tayin etmede söz ve hak sahibidir. Asirlardir Kibris’ta yasayan Türklerin Ada üzerinde hükümranlik haklari vardir. Bu haklarini Rumlara devretmeleri söz konusu olamaz.

    Bati, dün oldugu gibi bugünde Yunan-Rum yanlisi tutumunu devam ettirmekte, Yunanistan ve Kibris sorunlarinin çözümünde Türk tarafindan sürekli ödün istemektedir. Asagidaki örnekler, geçmiste Bati’nin, Yunan-Rum yanlisi tutumunu açikça ortaya koymaktadir.

    - Emekli General Nurettin Türksan, “Yunan Sorunu” adli kitabinda, 13 Mart 1919 “Dörtler Konferans’indaki konusmalari asagidaki sekilde naklederek, 90 sene önce, Batililarin Kibris’a bakis açilarini ve zihniyetlerini çarpici bir sekilde ortaya koyuyordu:

    “Loyd George : Niyetim, Kibris’i ayni sekilde Yunanistan’a vermektir.

    Clemanceau : Unutmayiniz ki, Berlin Antlasmasi’na göre bu konuda benden izin almaniz gerekmektedir.

    Loyd George : Bu izni bana vereceginizi ümit ederim.

    Baskan Wilson: Yunanistan’a bu hediyeyi verebilirseniz büyük ve degerli bir is yapmis olursunuz..”

    - ABD Senatosu 17 Mayis 1920 tarihinde Henry Cabot Lodge’nin sundugu asagidaki karari kabul ediyordu:

    “ Senato, Kuzey Epir’in, Kariça’nin, Ege’deki 12 adanin ve Anadolu’nun bati kiyilarinin baris konferansi tarafindan Yunanistan’a verilmesini kabul eder.”

    - Yine ABD Senatosu, 21 Ocak 1920 tarihinde aldigi bir kararla Trakya’nin Yunanistan’a verilmesini kabul etmistir. Bu suretle, ABD Yunanistan’in Anadolu’yu isgal etmesini tesvik ediyordu. Günümüzde bu örneklerin çogalarak devam ettigini görüyoruz. Bati ile sorunlarimizin baslangici, Türklerin Anadolu’ya girdikleri tarih olan 1071 yilidir. Her nedense, Bati ve hiristiyan dünyasi TÜRKLERI ne Avrupa’da ne de Anadolu’da kabullenememistir.

    Çagdaslasma olarak kabul ettigimiz Bati degerleri ATATÜRK TÜRKIYE’sinin hedefidir. ATATÜRKÇÜ DÜSÜNCE SISTEMI ile bu hedefe mutlaka ulasacagiz.

    Anavatan ve Yavruvatan’in genç evladi! Çok zor kosullar altinda, uzun yillar çetin bir mücadele vererek Kibris Türk halkini önce sömürge yönetiminden kurtaran ve daha sonra Kibris’in kuzeyinde toplayarak bagimsiz bir Türk Devleti’ni (KKTC) kuran, bugünün orta yasli kusagi olan anavatan ve yavruvatan gazilerine kulak veriniz. Onlar sizin için canlarini ortaya koydular, sehit-gazi oldular. Emanete sahip çikiniz. Bu emaneti sizden sonra gelecek kusaklara aynen teslim etmek sizin namus borcunuzdur. Ikinci kez, bagimsiz bir cumhuriyete sahip olmak pek mümkün degil. Böyle bir imkani da hiçbir zaman bulamayacaksin. Bu nedenle, KKTC’nin Türkiye ve Kibris açisindan degerini iyi bilin.



    KIBRIS BARIS HAREKATI SEHIT VE GAZILERINI,

    TÜRKLÜK UGRUNA CAN VEREN SOYDASLARIMIZI

    SAYGI ILE ANIYORUZ

    BALIKESİR MUHARIP GAZILER DERNEGI



    Istifade edilen kaynak: (E) Tümg. Ali Fikret Atun, Ikinci Kibris Seferi.